Mahallemilerin Aslı

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

 Mahallemilerin Aslı

(Dç.Bahaeddin Budak ile Özel röportaj)

Son dönemlerde Mahallemilerin Süryani  veya Kürt kökenli olduklarına dair  iddialar ortaya atılmaktadır. Bu konu ile ilgili düşünceleriniz nelerdir? Bu konu ile bağlantılı olarak Mardin Arapları ve Mahallemiler genel olarak hangi Din’e ve hangi Mesheb’e mensupturlar?

Bu günü tartışmaya gerek yok zaten hepsi Arapça konuşuyor ve Meshep bakımından büyük çoğunluğu da Şafii’dir.yalnız Mardin merkezdekilerin büyük çoğunluğu Hanefidir.Yani tüm Mardin Arapları Şafidir demek doğru değil.

Bu bahsettiğiniz mesele yani “Mahallemiler aslında Arap değil Süryani idi” ifadesini yaklaşık  200-300 yıldır söylenen bir şeydir ama ortaya atılmış tarihi bir gerçeği olmayan bir şeydir.Niye tarihi bir gerçeği yoktur;şimdi yaptığımız araştırmada bilgi veren birkaç insan vardır,farklı insanlar vardır,Tarihçiler vardır,Seyyahlar vardır, birde dilden dile dolaşan insanlar kendi aralarında  bir şey söylerler, söylentiler... 

Şimdi bu Seyyahların aktardığı bilginin büyük çoğunluğu söylentilere binaen söylenmiş olan sözlerdir.Ama ortaya bir söylenti çıkar,o söylenti ne kadar doğrudur,ne kadar doğru değildir,ilmi bakımdan araştırılmıyor.Az önce ifade ettik ya elimizdeki kaynaklar bir kere, Emeviler döneminde Mahallemilerin  bölgede yaşadıkları  ve Müslüman olduklarını biz biliyoruz,yani o zaman tarih nereye kadar gidiyor 1400-1300 lü yıllara kadar geri dönüyoruz.yani 1300 yıllık elimizdeki bilgi o bölgede yaşayan insanların Müslüman olduklarına dair bir bilgidir.Peki Mahallemilerin Süryani olduklarını iddia eden bilgilerin kaç yıllık bir mazisi var? 300 yıllık mazisi var.şimdi 300 yıllık mazi olan bir bilgiye mi inanacağız,yoksa ondan daha eski ve tarih kitaplarında önümüze çıkan kesin bilgi mi daha önemli! Tarihi açıdan bir tarihçi, bir ilim adamı tabi ki ilk önce hangi bilgi mevcutsa onunla yola çıkması lazım.O anlamda Mahallemilerin topluca Süryani oldukları ve daha sonra Hıristiyanlıktan  yani Süryanilikten Araplaşmış olan bir topluluk olduğunu iddia etmek abesle iştigaldir,çokta makul bir şey değil zaten.O bölgedeki yaşayan insanların hepsini düşünün yani ortaya atılan iddia şudur;”Aslında Mahallemiler Süryani idi ve Hıristiyan idiler ve bunlar bir gün oruç tutmamak için o bölgenin Piskoposundan izin istiyorlar,hava çok sıcaktır,çok zordur bizi muaf tut oruç tutmayalım,onların kendilerine göre oruç tutma şekli var,Piskopos izin vermiyor ve sırf Piskoposun izin vermemesinden dolayı mahallemilerin hepsi Arap oldu ve Müslüman oldu” iddia bu.Yani bu makul olan bir şey değildir.hadi diyelim dinlerini değiştirdiler,dillerini niye değiştirsinler…Pek inandırıcı gelmiyor,onun haricinde bilgede yaşayan mesela kendini Mahallemi diye bildiğimiz ve Hıristiyan olan köyler var,örneğin:Kıllıs(kıllıs) köyü Mahallemidir,Arapça konuşur,Süryanice prensip itibariyle bilmez,kendi aralarında Süryanice konuşmazlar ama Hıristiyandır.Etrafındaki tüm köylere bak mesela yakınında Imhaşniye,Raşidiye var,Ahmedi var,Cezve var, Teffe var,tam bu köylerin arasında sıkışmış bir köy tabiri caizse o Hıristiyan kalmış ve Arapça konuşuyor,Süryanice değil,Öbür köyler hepsi Müslüman ve Arapça konuşuyor,yani makul olmayan bir söylentidir bu.

Halk arasında dolaşan iddialar var; örneğin bunlardan en çok tutulanı; Mardin Araplarının ve Mahallemilerin soyunun, halen soyları Fas’ta(Mağrib) devam eden ve peygamberimizin övgüsüne mazhar olan meşhur Arap kabilesi, Beni Hilal kabilesinden geldiğine inanılıyor.Bu iddianın ve başka iddiaların bilimsel  ya da tarihsel bir açıklaması var mı? varsa kısaca açıklar mısınız?

  Beni-Hilal kabilesi gerçekten meşhur bir kabile..ve İslam’dan sonra daha fazla meşhur olmuş bir kabile,yani İslam geldikten sonra meşhurlaşıyor.Meşhurlaşmasının sebebi de şudur;Hicaz bölgesinden hatta Yemen’den,zaten Arapların hepsinin aslı Yemen olarak kabul görünüyor,Hicaz bölgesinden bunlar göç ediyor,büyük bir kabile,Beni-Hilal ve Beni-Süleym, özellikle bu iki kabile göç ediyor ve bunların göçü Mısır’a,Mısır’dan Tunus’a hatta Fas’a kadar uzanıyor,elimizdeki bilgi bu..Beni-Hilal’in aynı zamanda Mardin’e geldiğine dair bir bilgi ile karlılaşmadım,bizim yöre halkının anlattığının haricinde! yöre halkı bunu anlatıyor(Beni hilal hikayesi: meşhur Beni Hilal kabilesi diye bir kabile var.Bu Beni hilal kabilesi Mardin ve yöresinden geçerken 100 hanelik veyahut 100 kişilik bir grup arkada kalıyor ve gerisi devam ediyor,göç etmeğe devam ediyor.Mahalle"miyé" de o mahallede 100 kişi var anlamına gelen bir anlam izafe ediliyor,ama biz tarihe baktığımız zaman,bu hikayenin biraz insanlar tarafından hoş bir hikaye olduğundan dolayı dilden dile aktarıldığını tahmin ediyorum)..Tarih kitaplarının Beni-Hilal’in göç sürecini anlatırken Hicaz’dan çıkıp,Mısır’a,Mısır üzerinden Tunus,Cezayir vs.. Fas’a kadar gidiyorlar ve bu Fas’a kadar gitmeleri ile birlikte aynı zamanda geri dönüş yapanlar da var,yalnız büyük bir bölümü de kalıyor..Gidenler,gittiği bölgede kalıyor ve özellikle Fas bölgesini yani şu an batı Arap ülkeleri olarak bildiğimiz ;Cezayir,Tunus,Fas Libya gibi bölgelerin Araplaşmasında çok önemli rol oynadılar,bu tarihi bir gerçektir..Tabi bizim yöre halkı Beni-Hilal’i çok aşırı derecede övüyorlar,aslında bu hicret yolculuklarında veyahut göç yolculuklarında çok güzel olmayan şeylerde olmuştur,övünülecek bir tarafı da yok aslında…

Mardin Araplarını ve Mahallemileri Türkiye ve Dünya genelinde yaşayan Araplardan ayıran en önemli özellik  hangisidir? 

En önemli özellik kullandığımız lehçe..Bu gün Arapçayı dil bilimcileri farklı gruplara ayırıyorlar.Mesela Kıltu(Qıltu) grubu ve Iltu grubu diye ayırıyorlar.Kaf() harfinin okuyuş tarzına bağlı bir ayırım yapanlar vardır. Kaf harfi okuyanlarla, Kaf harfi okumayanlar..Kaf harfini Elif() diye okuyan;mesela özellikle Suriye-Şam bölgesi,Lübnan,Mısır bu bölgelerde Kaf’ı okumazlar.Kalb diyeceklerine “elb” derler,Kaf harfini okuyanlar var mesela Mahallemiler –Mardin Arapları Kaf harfini okur.Irak,Kuveyt,Hicaz bölgesi yani Suudi Arabistan bu bölge adeta ikiye bölünmüş yani doğu ve batı diye tasnif yapabiliriz.Aynı zamanda Tunus ve Fas Kaf harfini okuyan gruplardır.Böyle bir ayrıma baktığımız zaman Mahallemi lehçesi Mardin Arapçası Kaf harfini okuyanlar grubuna dahil edebiliriz.Yani hicazi dediğimiz, harici dediğimiz  bir grup içine girer.Ama bugün mesela özellikle ırak’ın en meşhur lehçesi,Bağdat lehçesidir,kaf harfini bizim gibi okumazlar.kaf harfini daha çok “g” ye dönüştürürler.Mesela onlarda Kaf’ı farklı okurlar;Kalbi(Kalbim) diyeceklerine “gelbi” der.Yani o nüans farkı,farklı kabileden geldiğine dair bir bilgidir.Burada şunu ifade edebiliriz,en fasihi okuyan biziz bu anlamda..Çünkü Kaf’ı tam Kaf okuyoruz.Tabi o’nun haricinde başka bir tasnif daha var.kef’in okunuşu var,mesela bu Kaf harfini okuyan grubun içerisinde “kef” harfini okuyanlar ve okumayanlar var. “kef” harfini kef okuyup veyahut “kef” harfini “çe” okuyanlar var.Mesela ;”eyş tıhki” diyeceğine, “eyş tıhçi” diyor, “k” yi “ç “ olarak okuyor.Bu “eyş tıhçi” diyen grubun,çok sonradan medenileşen bedevilerin olduğunu biliyoruz. ”eyş tıhki” diyenler ise çok eskiden medenileşen Arapların olduğunu biliyoruz.Bu anlamda ilk başta söylediğimiz gibi Beni-Teğlib ve Beni-Bekr  beni-Rabia’dan gelen bu iki soy’un,ta islam’dan önce hatta Hz.İsa’dan 800 yıl önce yerleşen,medenileşen bir arap topluluğunu olduğunu ifade ettim.bu anlamda biz mesela,Mardin Arapları,Mahallemiler,”eyş tıhçi” demezler,”eyş tıhki” derler.Burada yine Kur’an  Arapçasına tabiri caizse daha yakın bir telaffuzumuz var.Şöyle bir tasnifte yapabiliriz;Med okuyuş, uzatma ve kısaltma, kelimelerin uzatılması ve kısaltılması,Irak,Kuveyt,Bahreyn gibi bölgelerde kelimeleri çok kısa tutarlar ve tabiri caizse uzatılacak yerleri kısaltıyorlar ve o şekilde konuşuyorlar.Lübnan,Suriye ve Mısır gibi ülkelerde de ekstra uzatırlar;”keyf helııık” mesala uzatıyor.Oysa öbürü “keyfhelıc” diye kısaltır.Aradaki farkı buradan anlıyoruz.”Keyfhelıc” “”keyf helııık”..Mümkündür “keyf helııık” mümkündür Med-di tabii var burada ama o kadarda uzatılmaması lazım.Biz “keyf “helık” diyoruz,Med-tadii var ve med-tabii’yi kullanıyoruz.Ortada bir lehçemiz var ve en önemli özellik şudur,1. dünya savaşından sonra,bölgeler ayrıldıktan sonra bizler,Türkiye Cumhuriyeti içerisinde kalan Araplar olduk,Arapça eğitimi görmediğimiz halde,Kendi dilimizi muhafaza ettik.Bu anlamda çok önemli bir özelliğe sahiptir.Yani Arapça eğitimi görmediği halde kendi dilini muhafaza etmek,kendi dili nasıl ise öyle kalmış.Ama haliyle Türkçe eğitim gören bir topluluk olduğumuzdan dolayı,arasıra Türkçe kelimeler ve bölgede yaşayan Kürt toplumundan dolayı Kürtçe kelimeler kullanıyoruz dilimizde.Bununla birlikte Mardin Arapçası Kur’an-ı Kerim’e yakınlığı bakımından gerçekten çok güzel ve çok yakın bir Arapçadır.

Bu röportaj kaynak gösterilmeden yayınlanamaz !

www.mahallemi.net