Halil Günenç Hoca Efendi

Öncü Şahsiyetler

|

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Halil Günenç

Mardin'den Suriye'ye ilim yolunda bir çocuk

'Türkiye Müftüsü' denilerek anılan Halil Günenç Hoca, medreseler feshedildiği, ilahiyat fakültelerinin sudan sebeplerle kapatıldığı, velhasıl din eğitiminin adeta rafa kaldırıldığı zor bir dönemde yetişenlerden... Muaz Ergü yazdı..

Halil Gönenç, nam-ı diğer “Türkiye Müftüsü”… İlim irfan sahibi, güngörmüş bir âlim. Cumhuriyet döneminde yetişmiş olan en büyük değerlerimizden. Gerçi bu dönemde nitelikli, donanımlı bir Müslüman şahsiyet yetişmesin diye bütün önlemler peşin peşin alınmıştı. Zaten din tasfiye edilmesi gereken bir kurum gibi algılanıyordu. Medreseler feshedilmiş, ilahiyat fakülteleri sudan sebeplerle kapatılmış, velhasıl din eğitimi rafa kaldırılmıştı. Halil Hoca, işte bu zor dönemde yetişenlerden. Zahmeti gördüğünden, rahmetin kadrini kıymetini iyi bilenlerden. Yasakçı ve despot bir iklimin topraklarından, köklerine sıkı sıkı tutunmuş ve bu toprağı yararak ayakta kalabilmeyi başarmış. Yoklukları, sorunları kendine mazeret göstererek yılgınlığa düşmemiş hiçbir dem.

Yaşayan en büyük İslam âlimlerinden olan Halil Hoca, 1930 Mardin/ Midyat doğumlu. Altı yaşındayken babasının rahle-i tedrisine diz çökerek Kur’an-ı Kerim’le tanışır. Babası imamdır. İlk bilgileri babasından alır. Emsile bina… Yaşadığı dönemde dini eğitim almanın zorlukları var. Büyük bedeller ödemek lazım. Ayrıca okuyacak medrese de yok. Halil Gönenç Hoca binbir fedakârlığı göze alarak Suriye’de medrese okumaya karar verir. On iki yaşındadır o zaman. Mardin-Suriye arasında bütün meşakkatlere rağmen gidip gelir. Gittiği medresede Şafii mezhebi etkindir. Yaşının küçüklüğüne rağmen İslam iimlerine vakıf olur.

Şafii ve Hanefi fıkhına vakıf bir hoca

Halil Hoca, medrese geleneğinin yetiştirdiği son büyüklerden. Cemil Meriç’in dediği gibi medresenin kökleri vardı, temelleri vardı, dalı, çiçeği, meyvesi vardı. Halil Hoca da medresenin bir meyvesi olarak yurda döner. Çevresinde her zaman bir ilim irfan halesi meydana getirir. Köyünde etrafındakilere medrese eğitimi verir. Etrafına ışık olur her zaman. Fahri bir hoca, öğretmen…

Halil Hoca’nın ilim irfan öğrenme ve öğretme aşkı hiçbir zaman tükenmez. Aynı zamanda Hoca’nın çocukluğu dönemindeki dini eğitim üzerindeki baskılar da azalmaya başlamıştır. Ama kaliteli ve kalifiye çok az insan vardır memleketimizde. Halil Hoca da bu çok az insanın en değerlilerinden. 1958 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açılan müftülük sınavını başarıyla verir. Urfa’nın Halfeti ilçesine müftü olarak atanır. Her daim insanların yardımına koşar, cahil bırakılmış bir halkı bilinçlendirmek için gecesini gündüzüne katar. İnsanlarla çok sağlam ilişkiler kurar. Halfeti’de iki yıl çalıştıktan sonra Mardin’in Kızıltepe ilçesine atanır. Burada da aynı hızla ve aşkla devam eder anlatmaya, anlamaya ve insanlara yardım etmeye. Buradaki çalışma süresini tamamladıktan sonra 1966’da Urfa müftüsü olarak görevlendirilir. Halkla iç içedir burada da. Bürokrasinin, çalışma hayatının soğuk, sevimsiz yüzüyle yaklaşmaz insanlara hiçbir zaman. Hiçbir zaman etrafı boş kalmaz. Hurafelerle, batıl inançlarla müthiş bir savaşa başlar. Hem Şafii hem de Hanefi fıkhı üzerine tartışılmaz bir vukufiyete sahiptir. Zor zamanlarda aldığı köklü eğitimin semerelerini gittiği her yerde fazlasıyla alır. Sevilen, sayılan, değer verilen biridir. Türkiye’nin müftüsüdür O.

Urfa’da çalıştığı yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da daha bilgili, daha kalifiye eleman yetiştirme projeleri hız kazanır. 1976’da İstanbul’da Haseki Eğitim Merkezi açılır. Dediğimiz gibi ilmî ve insanî açıdan daha kaliteli müftüler yetiştirmek amacı güdülür. Buranın başına da Halil Gönenç Hoca’nın getirilmesi uygun görülür. Urfalılar çok zor bırakırlar müftülerini. Arkasından ağlayanlar, göndermek istemeyenler… O, İslam ahlâkının güzelliğiyle, peygamber şefkatiyle yaklaşır halka. Kendini onlardan ayırmaz. O sebepten çok zor olur Urfa’dan ayrılması.

Haseki Eğitim Merkezi’nde birbirinden değerli yüzlerce insan yetiştirir. Fıkıh ve tefsir dersleri verir. Bugün memleketimizin her köşesinde müftülük yapanlar üzerinde Hoca’nın hakkı var desek abartı yapmış olmayız. Yani son dönem din adamları üzerinde Halil Gönenç’in hakkı çok.

Halil Gönenç bu coğrafyanın yetiştirdiği önder şahsiyetlerden

Hoca bir yandan öğrenci yetiştirirken diğer yandan birbirinden önemli kitaplar yazar. Bunların en önemli ve meşhur olanı Şafii İlmihali'dir. Konusunda muteber bir rehber kitap. Ayrıca Günümüz Meselelerine Fetvalar, Tenvir-ul Kulub, Er-Rasul, Erbain-i Neveviye Şerhi, İslam’ın Sesi, Reidü’ş Şebal gibi kitapları da mevcut.

Türkiye’nin, Müslümanların ulu çınarlarından biri olan Halil Gönenç Hoca gösterinin, gösterişin çok uzağında. Günümüzdeki insanlığın kendini ön plana çıkarma hastalığının fersah fersah uzağında. Televizyonlarda, çok yıldızlı konferans salonlarında görünmez ama gece yarısı bile kendini telefonla arayıp fetva isteyenlere yardım eder. Müftüler, hocalar içinden çıkamadıkları mevzularda hemen Hoca’ya başvururlar. Şafii fıkhı üzerine yetişmiş ama diğer mezhepleri de çok iyi bilir. Donmuş bir mezhepçi anlayışa sahip değil.

Halil Gönenç bu coğrafyanın yetiştirdiği önder şahsiyetlerden. Gerektiği gibi tanınıyor mu sorusuna maalesef hayır cevabı verilebilir. Gerçi bu büyük insanların tanınmak gibi bir dertleri var mı, o da ayrı bir konu. Hoca’yı son dönemde kamuoyuna tanıtıcı birtakım faaliyetler gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıllarda Başakşehir Belediyesi tarafından “Türkiye Müftüsü Halil Gönenç Hoca’ya Saygı Gecesi” adlı bir program düzenlendi. Ayrıca hayatını anlatan bir belgesel de yapıldı Başakşehir Belediyesi’nce.

Hem kitaplarıyla, hem fetvalarıyla, hem de duruşuyla bizlere yol gösteriyor Halil Hoca. Edebin, hilmin, tevazuun engin iklimlerinden hepimize sesleniyor. Her türlü ayrımcılığa, ırkçılığa karşı İslam kardeşliğinin gücünü hatırlatıyor. Kulak vermek, dinlemek gerekir.

Muaz Ergü

dunyabizim.com'dan alıntılanmıştır