Mehmet Gelen-Nehid taşı ve Katori kafa

|

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

 

        
Katori & Mıh’hıl Katori
 

         El emeği-göz nuru-alın terinin karşılığı sığ bir definedir; sıkışmış, katılaşmış delikli peynir veya beyaz sünger misalidir. Su içtikçe sertleşir; gün gördükçe bronzlaşıp olgunlaşarak, tarih ile bütünleşme yolunda adım atan dinamik bir efsanedir. Tarih boyunca kendisine el uzatanlara, suyunu anında ve cömertçe ikram etmiş mübarek bir rızık perisidir. Mardinlerin, Midyatların;  abbaralarının, evlerinin, camilerinin, kiliselerinin, manastırlarının, deyirlerinin… göz kamaştıran güzelliğinin özüdür Katori. Taştır bu.. Evet, Midyat taşıdır Katori(Nehid taşı)..

Katorinin işlenmesi her ne kadar kolay olsa da bu gün, eskiden o kadar kolay değildi. Nice eller, parmaklar bu taşın pudra tozu arasında zorlu bir sürecin ardından, nasırlaştıktan sonra maharet tahtına oturmuştu. Ne kadar kolay olabilir ki taşı sıkıp suyunu çıkarmak, bembeyaz tozlar arasında taşın fazlalıklarını almak?. Hele imkanların oldukça kıt olduğu eski yıllar.. Fakat sanatçı sanatını sergileme aşkına tutulmuştu demek o yıllar. Gönüller istemişti bu sevdayı... Gönül işidir yani.. Gönül, zaman zaman zor iş istiyor gözükse de yokuşun ardındaki düzlük ve güzellikler, bütün zorlukları unutturur, çekilecek çilelere katlanmak için mükemmel motivasyon kaynağı olur. Sanat aşkı bu çeşit bir aşk olsa gerek.. 

         Katori taş işleme işinin eskiden ne kadar zor olduğunu anlamak için, Mahallemi halkının dilindeki kullanımlardan bir tanesi oldukça anlam yüklüdür ve başka söze yer bırakmamaktadır.  Şöyle ki: Laf dinlemez, nasihat edinmez, kendi bildiğini okuyan, inatçı ve söz dinlemediği için sonradan sık sık pişman olan kişiler, sizce ne kadar zor kişilerdir? Bu kişiler insanın canını ne kadar sıkar ve insana nasıl illallah dedirtir?  İşte Mahallemi halkımız bu kişiler için kendi öz tabiri  ‘’Mığ’ıl’ Katori (Katori Kafa)’’ tabirini kullanır.  

        Ancak bu ad, kim bilir belki de anlam kayması eşiğindedir bu gün. Neden mi?: 

        Çünkü artık bir tam gün mesai yaparak bir işçi, en fazla iki-üç işçinin taşıyabileceği ağırlıkta birkaç tane katori değil; birkaç dakikada, makineler yardımıyla onlarca sayıda ve tonlarca ağırlıkta katori taşlar kesebiliyor bu gün Midyat yöresinde.. Ayrıca bu taşı işleyecek bir o kadar da çeşitli malzeme, araç-gereç üretildi ki, taş üzerinde süslemeler seri üretime geçti adeta... 

        Bu açıdan bakıldığında ‘’Katori Kafa’’ aslında bu günün teknolojisinin de yardımıyla kolay şekillenebilen bir kafaya dönüşmüş gözüküyor. Yani artık laf dinlemez, ya da inatçı ve akıl edinmez kafa değildir o. Tam tersine o artık prim yapmış ve istenen şekle girmeye müsait, tercih edilen bir kafa konumundadır. Artık  birine  ‘’Katori Kafa’’ dense, kişi bundan alınmayacak; tam tersi bunu iltifat kabul edip gururlanacak belki de. Eskiden birine ‘’it’’ demek ‘’aslan’’ demek gibi iltifat kabul edilirken, şimdi tam tersine, hakaret etmek şeklinde anlaşılan anlam kayması misalindeki gibi.. 

        Bu gelişmeler karşısında ister istemez insanın akılına şöyle alakalı- alakasız sorular da gelmiyor değil: 

        Acaba ölmüş o eski ustalar, sanatkarlar bu gün orda dirilse, mesleklerinin geliştiğini düşünüp sevinirler mi;  yoksa zamanlarında çok düşük verimle çalıştıkları üzüntüsüyle uyandıkları yere dönüp uyumaya devam mı ederler;  veyahut söz dinletemedikleri çıraklarına ‘’Mıh’ıl Katori’’ dedikleri için haksızlık ettiklerini düşünerek vicdan azabı mı çekerler?.. 

Yazar:Mehmet Gelen
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

www.mahallemi.net