Mehmet Gelen

|

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Kılmé Mıl Vîleyé Ü Kılmé Mız’zéa-Mehmet Gelen

(Mahallemilere Özel)

Derdiin İl Özel Hastahânesinde hemşire olarak çalışan Özge Hanım ile Aşağıteppe İlçe Belediyesinde zabıta memuru olan eşi Teoman Bey, tek oğulları Mert ile sabah kahvaltısını güle eğlene yaptıktan sonra, Audi marka son model arabalarına binerler ve çocuğu okula bıraktıktan sonra işe gitmek üzere yola çıkarlar. 8-10 dakikalık mesafeden sonra araba okul kapısının önünde duraklar.  Özge Hanım:

-Canım oğğğğlum.. Annesinin sevdiceği... Bu gün okula tekrar gideceği için annesi çok sevecek onuuu, canımmm benim… Annesinin bir tanesi… Öğretmenini de sakın üzme, tamam canım?... İşten çıkar çıkmaz seni almaya gelecemm, sakın meraklanma… Ümmmbüc.. ımmbıc… mbıc.. haydi oğlum, assslanım, yavaş git düşme..!

………………………………………………………………………………

Deyr’ıl Maksufin Mezrası’nda, sabahın çok erken saatlerinde uyanmış Peyrüze Bînt Dehüd Selmo Lekrağ îl Mecnün, ve kocası Hacı Melle Beşir Tırro Lîmbehdel, birbirlerine ağız payı verircesine sabahın ilk ışıklarıyla beraber birkaç atışma ve söz yaygarası eşliğinde eşeklerin semerlerini bağlarlar. Hayvan gübresini eşeklere yüklerler. Peyrüze Bınt Dehüd,  kocasına tarlanın yolunu gösterdikten sonra, gübrelerden yaş olanını tezek yapmak üzere ahırına geri döner. Bir süre tezek işi ile uğraştıktan sonra çocukların en küçükleri, yani altıncısı Îççé ve yedincileri Pîttö uyanır ve annelerinin yanına gelirler.

Çocuklar:

-Mama, tınroh lıl mekteb,  eyyş neekıl?

Anne:

-Kılü kozzzırkıttt ü gööbel ü zeknebüüt, ıkva lekıl fıl büzdîlebi… Eeec ahıt fı sımkın?  Moo’tıkşeuni feyş hel ene beyn ızzıbıl?.. Rohu ızzeknebu, letğellevn te kattığ kasabatkın ha..!!

Çocuklar:

- Valla mo ınroh lıl mekteb!..  monrooooh…!!!  monrooh..!!  monroh!

- Motrohuuun!? É rabbi ravha bele raddé, ğerc rabbi ımfarfatin u ımkattain tıcevn,.. Kahartınniii, ü selleytınniii, ü elleytınnii… tallav le ıtğellevn teeci,, éze ciytü tefattıskîn u  ehessîb Alla me ğelekkîn…  Ğerc kasıf ımırkın..

Not:  Mahallemi köy hayatı ve sıradan bir şehir hayatından karşılaştırmalı ufak bir kesit sunmaya çalışan yazı ve yazıdaki karakterler tamamen hayal mahsulüdür. Kimseye atfedilemez.

Yazar:Mehmet Gelen

www.mahallemi.com

Not:Her hakkı saklıdır, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz !

Yorum yaz (0 Yorumlar)
|

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin

NEHİD TAŞI VE KATORİ KAFA  

     El emeği-göz nuru-alın terinin karşılığı sığ bir definedir; sıkışmış, katılaşmış delikli peynir veya beyaz sünger misalidir. Su içtikçe sertleşir; gün gördükçe bronzlaşıp olgunlaşarak, tarih ile bütünleşme yolunda adım atan dinamik bir efsanedir. Tarih boyunca kendisine el uzatanlara, suyunu anında ve cömertçe ikram etmiş mübarek bir rızık perisidir. Mardinlerin, Midyatların;  abbaralarının, evlerinin, camilerinin, kiliselerinin, manastırlarının, deyirlerinin… göz kamaştıran güzelliğinin özüdür Katori. Taştır bu.. Evet, Midyat taşıdır Katori(Nehid Taşı)..

         Katorinin işlenmesi her ne kadar kolay olsa da bu gün, eskiden o kadar kolay değildi. Nice eller, parmaklar bu taşın pudra tozu arasında zorlu bir sürecin ardından, nasırlaştıktan sonra maharet tahtına oturmuştu. Ne kadar kolay olabilir ki taşı sıkıp suyunu çıkarmak, bembeyaz tozlar arasında taşın fazlalıklarını almak?. Hele imkanların oldukça kıt olduğu eski yıllar.. Fakat sanatçı sanatını sergileme aşkına tutulmuştu demek o yıllar. Gönüller istemişti bu sevdayı... Gönül işidir yani.. Gönül, zaman zaman zor iş istiyor gözükse de yokuşun ardındaki düzlük ve güzellikler, bütün zorlukları unutturur, çekilecek çilelere katlanmak için mükemmel motivasyon kaynağı olur. Sanat aşkı bu çeşit bir aşk olsa gerek..

           Katori taş işleme işinin eskiden ne kadar zor olduğunu anlamak için, Mahallemi halkının dilindeki kullanımlardan bir tanesi oldukça anlam yüklüdür ve başka söze yer bırakmamaktadır.  Şöyle ki: Laf dinlemez, nasihat edinmez, kendi bildiğini okuyan, inatçı ve söz dinlemediği için sonradan sık sık pişman olan kişiler, sizce ne kadar zor kişilerdir? Bu kişiler insanın canını ne kadar sıkar ve insana nasıl illallah dedirtir?  İşte Mahallemi halkımız bu kişiler için kendi öz tabiri  ‘’Mıh’ıl’ Katori (Katori Kafa)’’ tabirini kullanır. 

            Ancak bu ad, kim bilir belki de anlam kayması eşiğindedir bu gün. Neden mi?:       Çünkü artık bir tam gün mesai yaparak bir işçi, en fazla iki-üç işçinin taşıyabileceği ağırlıkta birkaç tane katori değil; birkaç dakikada, makineler yardımıyla onlarca sayıda ve tonlarca ağırlıkta katori taşlar kesebiliyor bu gün Midyat yöresinde.. Ayrıca bu taşı işleyecek bir o kadar da çeşitli malzeme, araç-gereç üretildi ki, taş üzerinde süslemeler seri üretime geçti adeta...

             Bu açıdan bakıldığında ‘’Katori Kafa’’ aslında bu günün teknolojisinin de yardımıyla kolay şekillenebilen bir kafaya dönüşmüş gözüküyor. Yani artık laf dinlemez, ya da inatçı ve akıl edinmez kafa değildir o. Tam tersine o artık prim yapmış ve istenen şekle girmeye müsait, tercih edilen bir kafa konumundadır. Artık  birine  ‘’Katori Kafa’’ dense, kişi bundan alınmayacak; tam tersi bunu iltifat kabul edip gururlanacak belki de. Eskiden birine ‘’it’’ demek ‘’aslan’’ demek gibi iltifat kabul edilirken, şimdi tam tersine, hakaret etmek şeklinde anlaşılan anlam kayması misalindeki gibi..

Bu gelişmeler karşısında ister istemez insanın akılına şöyle alakalı- alakasız sorular da gelmiyor değil:

      Acaba ölmüş o eski ustalar, sanatkarlar bu gün orda dirilse, mesleklerinin geliştiğini düşünüp sevinirler mi;  yoksa zamanlarında çok düşük verimle çalıştıkları üzüntüsüyle uyandıkları yere dönüp uyumaya devam mı ederler;  veyahut söz dinletemedikleri çıraklarına ‘’Mıh’hıl Katori’’ dedikleri için haksızlık ettiklerini düşünerek vicdan azabı mı çekerler?..

Mehmet Gelen

www.mahallemi.net

Yazarın diğer yazıları:
Mehmet Gelen-Çırçır&Vırvır

Yorum yaz (0 Yorumlar)
|

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin

ÇIRÇIR  &  VIRVIR 

Mardin yöresinde  Mahallemi dilinde ‘’çırçır’’,  çenesi düşük olanlar için kullanılan bir tabir: Her fırsatta kendini ön plana alan, kimseye söz hakkı vermeyen, her şeyin doğrusunu kendi bilen, her konuda mutlaka bir anısı ve ekleyecek bir şeyi olan, konuşmayı oldukça seven; ancak dinlemeye o kadar yanaşmayan, ukala tipler için bir tabir… Özellikle çenesi düşük ve dırdırları ile ün yapmış bayanlar için de  ‘’kılki ıç’çırçır (çırçır gibisin)’’ derler.

Bununla birlikte bu tabirin daha kabul edilebilir bir diğer anlamı da ‘’hazır cevap’’ yeteneği olan kişiler için kullanılan anlamıdır. Bu yörede bu çeşit ‘’çırçır’’ lar  için ‘’cevebu tehtıbatu (cevabı koltuğunun altında)’’ derler. Bu kişilik tipine sahip olanlar sosyal açıdan güçlüdür ve toplum içinde kendini sevdirmiş kişilerdir. Bunlar bir laf dalaşında mutlaka açık bir farkla kazanırlar ve çevresindekileri de mutlu ederler. Kulp taktıkları kişiyi de zamanla yanlarına çekmesini bilen, duygusal zekaları gelişmiş akıllı kimselerdir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
|

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin

     

         El emeği-göz nuru-alın terinin karşılığı sığ bir definedir; sıkışmış, katılaşmış delikli peynir veya beyaz sünger misalidir. Su içtikçe sertleşir; gün gördükçe bronzlaşıp olgunlaşarak, tarih ile bütünleşme yolunda adım atan dinamik bir efsanedir. Tarih boyunca kendisine el uzatanlara, suyunu anında ve cömertçe ikram etmiş mübarek bir rızık perisidir. Mardinlerin, Midyatların;  abbaralarının, evlerinin, camilerinin, kiliselerinin, manastırlarının, deyirlerinin… göz kamaştıran güzelliğinin özüdür Katori. Taştır bu.. Evet, Midyat taşıdır Katori(Nehid taşı)..

Yorum yaz (0 Yorumlar)